frida-kahlo
frida-kahlo-hayati

Frida Kahlo Kimdir?

Frida Kahlo Kimdir?

Frida’yı Anlamak

Frida Kahlo Kimdir Frida Kahlo aşıktır. Ressamdır. Feministtir. Komünisttir. Onu tanıyan ve anlayan herkes özellikle bu şekilde niteler. Her şeyden evvel ise, bir yüzyıla damgasını vurmuş, ismini hala andığımız, 21. yüzyılın ilk çeyreğinde bile internet sitelerinde adından söz ettiren ruhu güçlü kadındır.

1907-1954 yılları arasında yaşayan Meksikalı Kahlo, günümüze kadar insanlara bir rol model olarak gelmiştir. Yaşadığı trajik olaylara rağmen ressam kimliğinden asla kopmamış, bilhakis gerçeklerden asla kaçmayarak çoğu resminde yatalak olduğu dönemlerdeki ruh halinii tuvallerine yansıtmıştır.

İLK DARBE

Frida Kahlo ölümüne dek sancılar içerisinde savaştığı hayatından ilk darbeyi 6 yaşında aldı. Yaşadığı çocuk felcinin ardından bir bacağı engelli kaldı Frida’nın. Onu tanımaya başladığınız zaman siz de şaşırmayacaksınız felcinin onu durduramadığına. Meksika’da Ulusal Hazırlık Okulu’nu tamamlayan Kahlo, kendini burada geliştirme imkanı buldu. Sanat alanında boy gösterdikten sonra fikir akımlarına da yönelerek birçok tartışma ve toplantıya katıldı.

İKİNCİ DARBE

6 yaşında geçirdiği felcin üstüne 18 yaşında yaşadığı trafik kazası hayatının, eserlerine dahi yansıdığı mutlak dönüm noktalarından biri olmuştur. Yaşadığı bu ikinci trajik olay hayatını derinden etkileyecek ve değiştirecekti. Kazadan sonra hayatının arda kalan kısmını bu manada fiziksel ağrılar ve sancılarla mücadele ederek geçirmiştir.

FRİDA’NIN RESSAMLIĞI

Yaşadığı travmatik olaylardan sonra, özellikle birçok kişinin de öldüğü yazımda ikinci darbe başlığıyla bahsettiğim kazadan sonra Frida günlüğünde bu olayı akıl almaz bir şekilde ‘Frida’nın doğumu’ olarak anlatır. Bahsettiğimiz dönem çizdiği otoportleriyle nam salan ressam Frida’nın merceğinden bakalım bir de: “Hayatım altüst… Güneşin sarısı, çeliğin beyazı, acının siyahı, kanın kırmızısı başucumda, ‘tasasız Frida’nın ölümünü kutluyorlar… Istırap içinde geçen aylar sonrasında, nihayet yeniden doğuyorum… Ayakta duramaz, yatağa çakılı, acı ve umutsuzluk içinde çarmıhta geriliyken… Annem yatağımın üstüne bir ayna astırıyor… Kendime model oluşum işte böyle başladı. Bacaklarımın sağlayamadığı kaçışa şimdi ellerim sayesinde ulaşıyorum… Ayna’nın dışına çıkıyorum, hapishane yataktan kaçıyor ve boyuyorum, boyuyorum, boyuyorum…”

Frida’nın ruhunu çözümlememe biraz daha müsaade edin. Meksika’nın dönemin yaşadığı efsanesi bu olayların üstüne, hastane odasında zaruri kalmasına rağmen her sabah ayna önünde saatlerini geçirir ve “Her sabah cennete gidecek gibi giyiniyorum” derdi. Birbiriyle birleşen kaşlarını hep kalemiyle daha çok belirginleşmesini sağlardı.

Frida’nın acı ve kültürle yoğrulmuş olan otoportrelerinin başlangıcı ifadelere göre hastanede yattığı günlere dayanıyor. Babası ve annesi hastanede yattığı günlerde ona tuval ve boya hediye ettiler. Frida belki de esrarengiz gücünü buradan almaya başlamıştı. Selfie mucidi olarak da tanımlanan Frida yatağının üstüne koyduğu aynadan kendini resmederek ilk otoportresini yapmış oldu. O da kadife elbiseli portresiydi.

FEMİNİSTLİK SORGUSU

Frida Kahlo Kimdir derken aklımıza gelen bir diğer konu da feministlik sorgusudur. Birtakım kuralcı feministler Frida’nın feminist olamayacağını savunuyor. Öncelikle değinmek isterim ki kim ne derse desin Frida Kahlo bir feministti. Feministliğe aykırı hareketleri de oldu fakat her birinin perde arkası vardı. Frida’nın babası hep bir erkek çocuk istemiştir fakat olmadı. Bu yüzden sırf babasının üzülmemesi için erkek gibi davrandı babasına hatta erkek gibi de giyinirdi. Kimseye ön yargıyla yaklaşmak istemem kesinlikle fakat katı kuralcı feministleri unuttukları noktalar var. Nasıl Avrupa’nın Jean-Jacques Rousseau’su, Kübizm akımının Picasso’su Hindistan’ın Gandhi’si varsa benim gözümde de Feminizm akımının Frida’sı vardır. Frida, hiçbir kadının anlatmaya dahi cesaret edemediği kürtaj, düşük, kadının toplum içerisindeki rolü gibi konuları yaşadığı acıları belki de göz yaşları dökerek resmetti. Hem de öyle bir resmetti ki, şair gibi şiir yazarmışcasına… Has üslubuyla tepkilerine kağıda döken bir yazarmışcasına…

Frida her fırça darbesinde acılarıyla karşı karşıya geldi. Bir eleştirmen resimlerinin kendi biyografisini oluşturduğunu söylemiş. Ben ise resimlerini sadece bir otobiyografi değil, kadınların yaşadığı sıkıntıları tuval üstünde renkli boyalarla cesurca gösterdiğini görüyorum. Ellerine sağlık feminist Frida Kahlo!

SANSASYONEL AŞK HİKAYESİ

Frida Kahlo Kimdir bahsettik şimdi aşk sansasyonel aşk hikayesinden bahsedelim. Fil ve güvercinin içinize fil oturtacak yılan hikayesinde dönen aşkı… Frida’nın içine düştüğü fırtınalı aşkın kahramanı Meksika’nın Michelangelo’su Diego Rivera’dır. Fil ve güvercin benzetmesini de Frida’nın ailesi yapmıştır ki Frida 49 kiloyken Diego 150 kiloydu. Fakat asıl problem Diego’nun komünist olmasıydı. Anlayacağınız ailenin rızası yoktu bu işte. Rivera resimleriyle Avrupa’ya kadar nam salmış ünlü bir ressamdı. Diego’nun hayranı olan Frida, bir arkadaşı vesilesiyle onunla tanıştı ve büyük aşk başladı. Her ikisi de ressam, her ikisi de komünist ve her ikisi de aşıktı. Aralarında ise tam 21 yaş vardı. Evlendikleri zaman Frida 22 yaşında iken Rivera 43 yaşındaydı.

Evlilikleri boyunca Frida birçok kez düşük yaptı, birçok kez kürtaj olmak zorunda kaldı  ve sürekli sağlık sorunları ile mücadele etti. Lakin onu psikolojik anlamda en çok sarsan Rivera’nın ta kendisi olmuştur. Defalarca Frida’yı aldatan Rivera’nın, Frida’yı onun kardeşiyle aldattığı bile söylenmektedir. Hatta bunu resmetmiştir de Frida. İlerleyen zamanlarda Frida’da Rivera’yı aldattı çok kez hatta bu kişilerden biri Meksika’da sürgünde bulunan büyük Rus devrimci Troçki oldu. Elbette bardağı taşıran damla Rivera’nın Frida’yı kardeşi Kristina ile aldatmasıydı. Bu sorunu çözemeyen çift 1939 yılında boşandı fakat aşkına engel olamayan Frida 1940 yılında onunla tekrar evlendi. Feministler de bu noktada onu eleştirmektedir. Hayatının aşkı olsa da Diego bakın Frida onun için dediklerine: “Hayatımda iki büyük kaza geçirdim; biri Diego’ydu ve diğerinde ise bir tren az daha beni öldürüyordu. Diego kesinlikle çok daha yıkıcıydı.

Büyük aşkı ikinci evliliklerinin 14. yılında kara toprak ayırdı. 1954 yılında sağ bacağını kangren nedeniyle kaybeden Frida, aynı yıl 47 yaşında hayata gözlerini yumdu.

***

Tarihe adını yazdıran ve birçok insana ilham kaynağı olan Frida Kahlo, ardında  88 tablo ve 55 otoportre bıraktı. Çileli ömrünün son yılında yaptığı ‘Viva La Vida’ adlı Yaşasın Hayat anlamına gelen tablosu dünya görüşünü anlatır gibiydi.

***

Frida Kahlo hakkında daha fazla bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

Soru ve fikirleriniz için alpertini38@gmail.com

Alper Turaç

Şuna da bakın

polisiye-gerilim-yazarlari

Kalbimize Taht Kurmuş 7 Büyük ‘Polisiye-Gerilim’ Yazarı

Polisiye – Gerilim Hepimiz farklı türlerde kitaplardan hoşlanıyor olsak ta, en az bir kere elimize …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: